Evden Çıkarken Okunacak Duâ
Evden çıkarken en az üç def'a:
"Allah'ın adiyle! Allah bana kâfidir. Allah'a tevekkül ettim. Allah'a dayanmaktan başka kudret ve kuvvet yoktur." (15) duâsını okumalıdır. Yine:
"Ey Allah'ım! sapmaktan veya sapdırılmaktan, hatâ etmekten yahûd hatâ etdirilmekten, zulmetmekten ya-hûd zulme uğramaktan, cahillik etmekten yahûd bana cahillik edilmekten, hakkım olmayan bir şeyi istemekten yahûd elimde olmayan bir şeyin benden istenilmesinden sana sığınırım, " (16) demelidir.
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz: "Evinden çıkarken iki rek'at namaz kıl, seni kötü bir yere gitmekten muhafaza eder, evine girdiğin zaman iki rek'at namaz kıl, seni kötü bir yere girmekten muhafaza eder"(17) buyurmuştur. Sabahleyin evden çıkarken:
diyen bir kimseye: "Bu sana kâfidir, himâyeye alındın denilir ve şeytan ondan uzaklaşır gider." (18)
(15) Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî'den el Ezkâr, 24 (16) Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî ve İbn Mâce'den el-Ezkâr, 24 (17) krş. El-Ezkâr, 24 vd. (18) Ebû Dâvud, Tirmizî ve Neseî'den el-Ezkâr 24 vd.
Camiye Girerken ve Çıkarken Okunacak Duâ
Sizden biriniz mescide girdiği vakit peygambere salât ve selâm etsin. Ve:
Ey Rabbim! Bana Rahmetinin kapılarını aç!" desi. (6)
Çıkarken de peygambere salât ve selâm etsin ve:
Ey Rabbim! Beni şeytandan koru" desin. (7)
(6) Ebû Dâvud, hadîs: 465. (7) İbn Mâce, Mesâcid, 13.
Ezan Duâsı
Câbir bin Abdullah -radıyallahu anh-dan rivâyet olunmuşdur ki, Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır;
Kim ezanı işittiği zaman:
"Ey şu tam da'vetin ve vakti gelen namazın sahibi olan Rabbim! Muhammed aleyhisselâma şefâat vesîlesini ve üstünlüğünü ver. Ve onu kendisine va'detdiğin makam-ı mahmûd'a ulaşdır" derse kıyamet gününde şefâatim ona lâyık olur." (1)
(1) Buharî, Ezan, 8; Ebû Dâvud. Salât, 37; Tirmizi, Salât, 43
Üzüntülü İken Duâ
İbn-i Abbas -radıyallahu anhüma- der ki: Resûl-lah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri üzüntülü ve sıkıntılı halinde şöyle duâ ederlerdi:
"El- Azîm, el-Halîm Allah'dan başka bir ilâh yok! Arş-ı Azîm'in sahibi Allah'dan başka ilâh yok! Bütün semâların ve arzın ve çok şerefli Arş'ın sahibi Allah'dan başka ilâh yok!" (19)
Yâ Rabb! Bütün âlemlerin ve Arş'ın sahibi ve yegâne hükümrânı Sensin! Başımıza gelen şu sıkıntı ve belâyı izâleye ancak sen kadirsin. Bu sebeble senden istiyoruz. Kâffe-i mahlûkat; yani bütün yaradılmışlar senin kudret elindedir. Bilcümle mahlûkâtın şerrinden bizi muhafaza ile himaye eyle demektir.
Bir de Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz, belânın ağır basmasından, yani insana ölümü hayata tercîh ettirecek şekilde gelmesinden, dünyevî ve uhrevî şekâveti mucîb bulunan ve helâke sebeb olan ahvâlden, ve kötü âkıbet, sû-i hatimeye dûçar olmaktan, düşmanlarını sevindirecek bir belâya duçar olup onları kendisine üzüntü verecek şekilde konuşdurmaktan da Allah'a sığınırdı.
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır: "Sizden birinize bir düşünce yahud üzüntü geldiği zaman yedi defa:
"Allah! Rabbim Allah'dır! O'na hiç bir şeyi şerîk koşmam ben!" desin. (20)
"Kul: "Ey yedi göklerin ve büyük Arş'ın Rabbi olan Rabbim! Beni her üzüntü verici şeyden, dilediğin şekilde ve dilediğin yerden kurtar" derse Allah Teâlâ onun üzüntüsünü giderir. " (21)
Her sabah ve her akşam yedi defa:
diyen kimsenin dünyâ ve âhirete âid ne üzüntüsü varsa Allah giderir, bunda ister sâdık ister kâzib olsun. " (22)
"Üzüntüye mübtelâ olan kimsenin edeceği duâ şudur:
"Rahmetini umuyorum ey Rabbim! Beni göz açıp yu-muncaya kadar da olsa kendime bırakma (nefsime bırakma). Benim her hâlimi düzelt. Senden başka ilâh yoktur. " (23)
"Kendisine bir üzüntü ,bir keder, bir hastalık ve zorluk isabet eden kimse:
derse bütün bunlardan kurtarılır." (24)
(19) Buhârî, Deavat, 27; Müslim, Zikr, 83. (20) Ebû Dâvud; Edeb, 36; İbn Mâce, Duâ, 17. (21) krş. el-Ezkâr, lllvd.; Tuhfetüz-zakirîn, 193-202. (22) el-Camiu's-Sağîr. (23) Tuhfetü'z-zâkirîn, 195 (İbn Hıbbân'dan) (24) Râmüzû'l-ehâdis, 404 (Taberânî'den)
Namazdan Sonra Duâ
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:
Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'ın adıyle. Rahman ve Rahîm ancak O'dur. Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!" (8) derlerdi. "Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:
deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır." (9) buyururlardı.
(8) Buharî, Deavat, 35, 40. (9) Buhârî, Ezan, 155.
|